Mesai sonrasında yorgunluğunuzu biraz olsun atmak veya hafta sonunu güzel bir öyküye ortak olarak geçirmek istiyorsanız, sinema en iyi seçeneklerden biridir. İster bir sinema salonunda ister evinizde olun, güzel bir film izlemek hem hayata bakış açınızı değiştirebilir hem de sizi bambaşka dünyalara götürebilir. “Kahvem olmadan asla!” mı diyorsunuz? Öyleyse, kahve tutkusu ile beyaz perdeyi buluşturan yapımlara birlikte göz atalım. İşte senaryoları, unutulmaz sahneleri ve arka planlarıyla mis gibi kahve kokusunu alacağınız 9 popüler film!
Coffee and Cigarettes (Kahve ve Sigaralar)
Sigaranın sağlığa zararlı olduğunu hepimiz biliyoruz, bunu tartışmaya gerek yok. Fakat yönetmen koltuğunda Jim Jarmusch'un oturduğu Kahve ve Sigaralar filminin özel bir yapım olduğunu söylemeliyiz. Kahve fincanlarının olduğu masalarda yapılan on bir farklı kısa sohbetten oluşan film, hikâye anlatıcılığının beyaz perdedeki en güzel örneklerinden birini sergiliyor. Siyah-beyaz çekilen film sinematografik açıdan da oldukça başarılı bir çalışma olarak öne çıkıyor. Cate Blanchett ve Tom Waits gibi ünlü isimleri izlerken her sohbet izleyiciyi toplumbilim, kültür, sanat ve günlük hayat üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.
Le Fabuleux Destin d'Amélie Poulain (Amélie)
İçinde kahve olup da Amélie Poulain’in sıra dışı öyküsü kadar kültleşmiş pek az yapım vardır. Orijinal adı Le Fabuleux Destin d'Amélie Poulain (Amélie Poulain’in Muhteşem Kaderi) olan film, genel olarak kahramanımız Amélie’nin garsonu olduğu Deux Moulins isimli kafede geçer. Kafe görsel açıdan etkileyici bir arka plan sunarken kahveye dair birçok ayrıntı ile de izleyicinin görsel hafızasında yer ediniyor. Amélie’nin ilginç karakterini ve iç dünyasını merakla takip ettiğimiz filmde, aynı zamanda Paris’in şehir ritmi ve kafe kültürü başarılı bir şekilde yansıtılıyor.

A Coffee in Berlin (Eyvah!)
20’den fazla uluslararası ödüle değer görülen Eyvah! Alman sinemasının beğenilen filmlerinden biridir. Jan-Ole Gerster’in yönettiği ve orijinal adı A Coffee in Berlin olan filmde üniversiteyi bırakan Niko Fischer’in Berlin sokaklarındaki aylaklığına tanık oluyoruz. İçedönük bir karaktere sahip Niko’nun kahve tiryakiliğini ve başından geçenleri anlatan Eyvah! hem kahve hem de sinema tutkunları için siyah-beyaz ama harika bir fırsat!
Breakfast at Tiffany’s (Tiffany’de Kahvaltı)
Ünlü yazar Truman Capote’un yazdığı Tiffany’de Kahvaltı da kahve ile sinemanın buluştuğu popüler filmlerden biridir. 1961 yılında çekilen filmin başrolünde ise sinema tarihinin gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından Audrey Hepburn yer alıyor. Hepburn’un hayat verdiği Holly karakterinin elinde kruvasan ve kahvesiyle Tiffany’nin mekânı önünde durduğu sahne, pek çok insanın aklında yer etmeyi başarmıştı.

Pulp Fiction (Ucuz Roman)
Böyle bir listede Ucuz Roman’ın olmayacağını düşünmeniz bizi üzer. Ünlü yönetmen Quentin Tarantino’nun başyapıtı olan filmde John Travolta, Uma Thurman ve Samuel L. Jackson gibi yıldızları bir araya geliyor. Kahve sahnelerinde duyguların altüst olduğu diyaloglar gerçekleşirken kahvenin kendisi bile bu diyaloglarda kendine yer buluyor.
The Bucket List (Şimdi ya da Asla)
Hollywood’un iki deneyimli ismi Jack Nicholson ile Morgan Freeman’ı buluşturan Şimdi ya da Asla’da zengin bir adamın fiyatı yüksek bir kahve olan Kopi Luwak tutkusuna ortak oluyoruz. Hem gülünç hem duygusal anlara sahne olan ve orijinal adı The Bucket List olan filmde, Edward’ın kahve pişirme ekipmanını yanından ayırmadığını görüyoruz. Peki, Edward’ın kahvesi bir sır saklıyor olabilir mi? Pek çok kişinin izleyip beğendiği bu filmi de listenize eklemenizi öneririz.
When Harry Meet Sally (Harry Sally ile Tanışınca)
Kahve ve sinema bir araya gelir de romantik-komedi olmaz mı? Harry Sally ile Tanışınca (When Harry Met Sally) kahve ile sohbet üzerine kurulu bir başka Hollywood filmi olarak öne çıkıyor. Komik ve düşündürücü diyalogların bulunduğu senaryoda Harry ve Sally’nin ilişkilerinin gidişatını seyrediyoruz. 90’lı yılların en popüler kadın oyuncularından olan Meg Ryan’ın parladığı filmde New York’un kafeleri ile restoranlarında dolaşıyor, farklı konseptteki kahve ortamlarına konuk oluyoruz.

Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü)
Hep aynı günü yaşasaydınız hayatınız ne kadar sıkıcı olurdu? Aynı zaman döngüsüne sıkışıp kalan empati yoksunu bir adamın dramatik serüvenini anlatan Bugün Aslında Dündü, zaman algımızı yerle bir ediyor. Harold Ramis’in yönetmen koltuğunda, Bill Murray’in ise başrolde olduğu filmde Phil Conners kendini sürekli aynı güne uyanır hâlde buluyor. Her sabah aynı kahveyi içmesi ise günün değiştiğini gösteren tek işaret oluyor. Film, yaşam ne kadar zor olsa bile kahvenin yeni bir başlama noktası ve hayatı yeniden düşünmek için iyi bir bahane olabileceğini gösteriyor.
A Film About Coffee (Kahve Hakkında Bir Film)
Kokusu ve aromasıyla aklınızdaki pek çok şeyi berraklaştıran kahvenin kolayca yetiştirildiğini mi sanıyorsunuz? Öyleyse, fena hâlde yanılıyorsunuz. Kahvenin ağaçtan bardağa doğru yolculuğuna katılmak istiyorsanız Kahve Hakkında Bir Film’i (A Film About Coffee) mutlaka izlemelisiniz. Çiftçiler, öğütülme süreci, baristalar derken kahve endüstrisini daha yakından göreceğiniz belgesel, üçüncü nesil kahvenin ortaya çıkışını anlatıyor. Bu etkileyici yapımda kahve tutkusunu ve en iyi kahveye ulaşma çabasını hayranlıkla izleyeceğinize eminiz.
Şimdi listedeki filmlerden birini seçip Blue Monkey’den aldığınız favori kahvenizi yudumlama zamanı! Geç kalmayın ve bu maceraya siz de katılın.